0 533 774 95 82

Sosyal Medyada Biz}

Trafik Kazası Avukatı

TRAFİK KAZALARI

Trafik kazası avukatı ,avukatları olarak trafik kazası sonucunda mağdur olmamanız açısından bazı hususlara dikkat etmenizi önermekteyiz.

Örneğin trafik kazası geçirdiniz ve en azından bilinciniz yerinizde bu durumda ilk olarak Trafik polisi eşliğinde trafik kazası tespit tutanağını düzenlemek ve kusur durumunu gözler önüne sermek zorundasınız.

Bu tutanak, ileride açılacak tazminat davası için iyi bir delil olacaktır.

Yine trafik kazası sonucunda maddi hasar dışında yaralanma veya ölüm meydana gelmişse cezai soruşturma aşaması başlayacaktır.Ceza soruşturmasına etki edebilecek en önemli delillerden birisi yine kaza tespit tutanağıdır.

Trafik kazalarından sonra mağdur olmamak adına trafik kazası avukatına danışmalı ve avukatınızın talimatları ile adım atmalısınız.

Trafik kazası geçirdiniz ancak haklarınızı bilmiyorsanız sizi zorlu bir süreç beklemektedir.

Öncelikle bu süreci hak düşürücü sürelere takılmadan bir avukat vasıtasıyla yürütmenizi tavsiye ederiz.Bu amaçla trafik kazası avukatınız size  ceza davası devam ederken ölüm veya yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası açma konusunda destek olacaktır.

Trafik kazasında tüm kusurun trafik kaza tespit tutanağına göre otobüs sürücüsünde olduğunu beyanla aksi halin kabulü durumunda , ceza dosyasındaki kusur oranının netleşmesinin beklenmesi talep edilmelidir.

Trafik polislerinin kaza tespit tutanağı ile kusur belirleme yetkileri olmadığından buna ilişkin tutanağın da hiçbir geçerliliği yoktur.

Ayrıca hukuk mahkemesi ceza dosyasında belirlenen kusur oranlarıyla bağlı olmadığından mahkemece kusur incelemesi yapılmalıdır.

Kaza neticesinde şüpheli veya şüpheliler zarar görenlere Karayolları Trafik Kanunu hükümleri uyarınca kusur oranına göre maddi ve manevi tazminat açısından sorumludur.

-TRAFİK KAZASINDA ÖDEME YAPANLARIN RUCÜ HAKKI VAR MIDIR?

Trafik kazası avukatlarına göre Hukuk sistemimizde ödeme yapmadan Araç sahibine rücu imkanı bulunmamaktadır. Kazadan mağdur olanların açabileceği davaların birkaç yıl sürebileceği düşünülürse, bu süre sonunda ortada ne araç sahibi ne de aracın kendisini bulma imkanımız kalmayabilir.

Ödeme yapmak zorunda kalanlar her ne kadar kazanın yeni olması sebebi ile açılmış bir tazminat davası bulunmasa da, olayın oluş şekli ve ilgili yasa maddeleri gereği açılacak olan muhtemel tazminat davalarında, davalı sıfat ile tazminat ödemek durumunda kalınması halinde yapılacak ödemelerin güvence altına alınması gerektiğinden ödeme riskine  sahip kişiler ihtiyati tedbir talep etmek zorundadır.

HUMK 103. maddesi gereği ‘’ tehirinde tehlike olan veya mühim bir zarar olacağı anlaşılan hallerde tehlike veya zararı defi için hakim icap eden ihtiyati tedbirlerin icrasına karar verebilir. ‘’ açık hükmü karşısında, trafik kazası nedeniyle ödeme yapma riski bulunan yolcu taşına şirketi müteselsil olarak zarar gören kişilere maddi ve manevi tazminat açısından sorumlu olma ihtimaline binaen  yapılabilecek ödemelerin güvence altına alınması amacıyla ve araç sahibinden alacağını tahsil edebilmek için aracın trafik kaydı üzerine mümkün olduğu takdirde bedelsiz olarak , aksi takdirde asgari tazminatla üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasını talep etmelidir.

– TRAFİK KAZASI AVUKATINA GÖRE TRAFİK KAZALARINA İLİŞKİN MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVALARINDA KARŞILAŞTIĞIMIZ ÖNEMLİ HUSUSLAR VE İLK İTİRAZLAR NELERDİR?

HÜKMEDİLEN MADDİ TAZMİNATIN ISLAH EDİLEN KISMI İÇİN, FAİZİN ISLAH TARİHİNDEN İTİBAREN İŞLETİLMESİ GEREKİRKEN, TÜM TAZMİNATA OLAY TAİRİHİNDEN İTİBAREN İŞLEYECEK FAİZE HÜKMEDİLMESİ USUL VE YASAYA AYKIRIDIR.

Davacı tarafından, dava ikame edilirken 5.000,00 TL. maddi tazminat talep edilmiştir.  Yargılama esnasında, 18.03.2008 tarihli bilirkişi raporunda davacının uğramış olduğu maddi zararının 36.600,37 TL. olduğu belirtilmiş ve davacı taraf bu rapora dayanarak 03.06.2009 tarihinde davasını ıslah etmiştir.

Yerel Mahkemece, davacı tarafın maddi tazminat taleplerinin kabulü ile davacı lehine 36.600,37 TL. maddi tazminata  hükmedilmiştir. Ancak, hükmedilen bu tazminata, ıslah tarihinden itibaren değil, kaza tarihi olan 11.08.2000 tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmiş olup, işbu karar usul ve yasaya aykırıdır ve  bozulması gerekmektedir.

Zira, Yüksek Mahkemenizin yerleşik içtihatları da bu yöndedir. Yargıtay 15. HD.’nin 2006/2866 E., 2007/3086 K. ve 07.05.2007 tarihli kararında “Davada fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 30 milyar TL.nın tahsili istenilmiştir. 28.11.2005 tarihinde harç ödenmek suretiyle 35.487,00 YTL arttırılmış, talep 65.487,00 YTL’ye çıkartılmıştır. Mahkemece istemin 54.038.140.000 TL.sı kabul edilmiş, dava tarihinden reeskont faizi yürütülmesine karar verilmiştir. Oysa 30 milyar TL. dışındaki miktar dilekçe ıslah edilerek istenildiğinden temerrüd artırılan miktar bakımından ıslah tarihinde gerçekleşmiştir. Aksine düşünceyle alacağın tümüne dava tarihinden faiz yürütülmesi usul ve yasaya aykırıdır ( BK. 101/1. madde ).”  şeklinde hüküm kurulmuştur.

Ayrıca, Yargıtay 15. H.D.sinin 20.6.2002 tarihli 2002 / 2087 E. 2002 / 3376 K. sayılı kararında ıslahla arttırılan miktar hakkında faizin arttırılan tarih yerine dava tarihinden başlatılmasının bozma nedeni olduğu, yine Yargıtay 4. H.D.sinin 13.7.2004 tarih 2004/ 6151 E. 2004 / 9373 K. sayılı kararında ıslah dilekçesinde istenen tazminat için, ıslah dilekçesi ile istenen tazminatın harcının yatırıldığı tarihten itibaren faize karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

-DAVACININ ISLAH ETTİĞİ MİKTAR YÖNÜNDEN TALEPLERİ ZAMANAŞIMINA UĞRAMIŞTIR.

Karayolu Taşıma Kanunu’na göre, araç işletenlerine karşı açılacak olan MADDİ TAZMİNAT davalarının zamanaşımı süresi iki yıldır.

Yani, davanın en geç olayın meydana geldiği tarihten itibaren 2 yıl içinde açılması gerekir. İlk açılan davada fazlaya dair hakların saklı tutulmuş olması, zamanaşımını kesmez.

Bu nedenle, davacının ıslah dilekçesi ile istediği talep zamanaşımına uğramıştır. Zira ıslah tarihi itibariyle, kazanın üzerinden 9 yıl geçmiştir.

Davacının talebinin zamanaşımına uğramış olması nedeniyle ıslah edilen kısım için davanın reddi gerekirken, kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.